Lorca34
Paylaşımcı
- Katılım
- 20 Ara 2023
- Mesajlar
- 200
- Tepkime puanı
- 317
- Puanları
- 63
- Yaş
- 37
Merhaba arkadaşlarım,
Bu siteye üye olalı, yanlış hatırlamıyorsam, üç sene kadar oldu. İlk üye olduğumda bir muhabbet kuşu evlat edinmiş ve bakımıyla ilgili bilgiler arıyordum. Burası, doğru bilgiler alabildiğim, destek bulabildiğim ve her soruma yanıt verilen bir platform oldu.
Oğlum bana geldiğinde sanırım dört yaşlarındaydı. Tam doğum tarihini hiçbir zaman bilemedik. Onu ilk sahiplenen kişi Temmuz 2020'de almış. Bana geldiğinde ise Ağustos 2023'tü. Onunla müthiş güzel günler geçirdik. Benimle kısa bir süre ofiste yaşayarak başlayan yolculuğu, uzun zamandır evimizde devam ediyordu. Artık evin bir ferdi olmuştu. Her günümüzü ona göre planladık; sokağa çıkış saatlerimizi, tatillerimizi… Onun bizimle olduğu tüm bu süreçte birçok şeyi erteledik, gezmeyi tozmayı minimumda tuttuk ve tüm vaktimizi olabildiğince onunla geçirdik. Çünkü o, müthiş tatlı ve sevgi dolu bir kuştu; tıpkı diğer tüm kuşlar gibi…
Ondan ayrı kalmak bize çok zor gelirdi. Tatillerde emanet ettiğim dostum bile günde en az üç kez görüntülü arar, bizi bir araya getirirdi. Ona bizim baktığımız gibi bakardı. Emeği çoktur. Ancak bu sitedeki arkadaşlarımızın da emeği çoktur. Her sıkıştığımda, bunaldığımda, çıkmaza girdiğimde sorularıma yanıt verdiler, moral verdiler. Kendimi çaresiz hissettiğim anlarda yanımda oldular.
Kuşum, bir buçuk senedir karaciğer yağlanması ve büyümesi nedeniyle veteriner kontrolünde tedavi görüyordu. İki ileri bir geri derken ilaçlarını, takviyelerini ve her ay çekilen röntgenini hiç aksatmadık. Elimden geldiğince onun en iyi şekilde bakılmasını sağlamaya çalıştım. Eksiklerim mutlaka olmuştur ama kendimi ihmal ettim, onu asla.
Yine de hayat bize çok acı bir yüzünü gösterdi. Kuşumun bir günde melek olmasına engel olamadık.
Kuşumda bir miktar kuyruk sekmesi hep vardı. Çünkü karaciğeri akciğerine baskı yapıyordu. Bu nedenle son röntgeninde ilaçlarında ve dozlarında değişikliğe gitmiştik. Kontrol zamanı da gelmişti ancak onu veterinere götürmek için hafta sonunu bekliyorduk. Maalesef hafta içi veterinere gidemiyoruz. Ancak acil bir durum olduğunu fark etseydim tabii ki asla vakit kaybetmeden ne gerekiyorsa yapardım.
Derken, bir gece önce neşeyle oynayıp konuştuğumuz kuşumuz, sabah uyandığımızda çok bitkin ve sessiz görünüyordu. Yemini yememişti. İshal olmuştu ve aç kaldığı için dışkısı beyazdı. Hemen veterinerimizi aradım ama ulaşamadım. Bir saate yakın çabaladım ama ne yazık ki ulaşamadım.
Ardından internette egzotik hayvanlarla ilgilenen başka veterinerleri araştırdım. Bir yer bulup hemen aradım. Telefonda çok yardımcı oldular ve sorunun akciğer enfeksiyonuna benzediğini söylediler. Hava çok kötüydü ve bulduğum veteriner de konum olarak bana uzaktı. Bunun üzerine hekim eve gelmeyi önerdi. Hemen kabul ettim. Sağ olsun, geldi.
Akciğerlerini dinledi ve çocuğun durumunun kritik olduğunu söyledi. Akciğerlerinden çok kötü sesler geldiğini belirtti. Ben kahroldum. Evladımı öpüp koklayıp onu hekime emanet ettim. Eşim de onunla birlikte kliniğe gitti. Oğlumu yoğun bakıma aldılar ancak öğrendiğimize göre yoğun bakım bölümünü göstermiyorlarmış.
Eşim eve döndü. İki saatte bir veteriner bize durumuyla ilgili bilgi verdi. Ben ise kendimi yiyip bitiriyordum. Bu sorunu nasıl anlamamıştım? Nasıl fark edememiştim?
Gece saat on iki gibi telefon geldi. Oğlumu kaybetmiştik…
Yıkıldık. Bunun olabileceğini tahmin etmekle birlikte, bu acı sonun yaşanmasında benim de payım olduğunu düşünmekten aklımı yitirmek üzereyim. Neden anlayamadım diye... “Kuşlar son aşamaya kadar belirti göstermez.” diyorlar. Bunun bir teselli olarak mı söylendiğini bilemiyorum.
Veteriner, haberi bana verdikten sonra oğlumuzu eve kadar getirdi. Gece saat bir gibi oğlumuzu zeytin ağacının altına emanet ettik. Bizim için on sene birden yaşlandığımız bir andı. O mezarı kazmak, oğlumuzdan ayrılmak… Bir türlü toprağa koyamadık, doyamadık ona. Ama yapacak bir şey kalmamıştı; onu doğaya emanet etmekten başka. Çünkü o da bize emanetti.
Sahibi değiliz hiçbir şeyin, bunu çok iyi biliyorum. Ama kalbime söz geçiremiyorum işte…
Bu satırları yazıyorum çünkü hepinizin kuşları sevdiğini biliyorum. Sevmeseydiniz burada ne işiniz olurdu, öyle değil mi?
İhmalim var mıydı, bilmiyorum. Ama en ufak bir belirtinin bile görmezden gelinmemesi için bu yazıyı yazıyorum. O canların bize ihtiyacı var. Biz onlara bakmak, davranışlarını gözlemlemek ve bir tuhaflık fark ettiğimizde onları vakit kaybetmeden veterinere götürmek zorundayız. Çünkü onlar kendi kendilerine yardım edemezler. Temiz yem, temiz su, temiz bir kafes, günlük egzersiz ve ihtiyaç duydukları vitaminler, mineraller… Bunları sağlamak bizim sorumluluğumuz. Çünkü onlar bunları kendileri bulamazlar.
Elbette tüm özenimize, çabamıza ve sevgimize rağmen hastalıklar ve kayıplar yaşanabiliyor. Doğanın kanunu bu. Bunu biliyoruz fakat yine de bu gerçekle yüzleştiğimizde kabullenmek hiç kolay olmuyor. Hele ki benim oğlumun aylık kontrollerine rağmen bunca titizlenmeme rağmen akciğer enfeksiyonu geçirdiğini anlayamamam, ya da onun belli etmemesi son aşamaya gelince belli etmesi bu beni kahrediyor.
Ben çok acı çekiyorum. Onsuz evimizin tadı kalmadı. Cuma sabahından beri kendimizi sokaklara atıp kilometrelerce yürüyoruz. Sokaklarda gördüğümüz kuşlara buğday atıyoruz. Nefesimiz kesilene kadar yürüyoruz. Belki biraz olsun nefes alabilmek, belki içimizdeki bu acıyla baş edebilmek için…
Bugün, bu süreçte ilk kez işe geldim. Yollar bitmek bilmedi. Her şey aynı ama hiçbir şey eskisi gibi değil.
Bu acı diner mi, onu da bilmiyorum. Sizlerin de kayıpları olmuştur muhakkak. Acınızı deşmek değil niyetim ama kendi duygularımı da paylaşmak istedim. Belki beni anlayanlar olur, belki bu satırlar bir başka canın hayatına dokunur, belki bir arkadaşımız en ufak bir belirtiyi bile daha dikkatli gözlemler.
Lorca'ya bu sitede de veda etmek istedim. Çünkü bu siteden çok faydalandık. Her anlamda yanımızda oldunuz. Sorularımı yanıtladınız, bilginizi paylaştınız, bana moral verdiniz. Eksik olmayınız. Hepinize ve tabii ki @Şehmus BAKIR Bey'e sonsuz teşekkür ederim. Her durumda hep yanımda oldu, bilgilendirdi.
Ben elimden geldiğince burada olacağım.
Hepinize sevgilerimi gönderiyorum.
Bu siteye üye olalı, yanlış hatırlamıyorsam, üç sene kadar oldu. İlk üye olduğumda bir muhabbet kuşu evlat edinmiş ve bakımıyla ilgili bilgiler arıyordum. Burası, doğru bilgiler alabildiğim, destek bulabildiğim ve her soruma yanıt verilen bir platform oldu.
Oğlum bana geldiğinde sanırım dört yaşlarındaydı. Tam doğum tarihini hiçbir zaman bilemedik. Onu ilk sahiplenen kişi Temmuz 2020'de almış. Bana geldiğinde ise Ağustos 2023'tü. Onunla müthiş güzel günler geçirdik. Benimle kısa bir süre ofiste yaşayarak başlayan yolculuğu, uzun zamandır evimizde devam ediyordu. Artık evin bir ferdi olmuştu. Her günümüzü ona göre planladık; sokağa çıkış saatlerimizi, tatillerimizi… Onun bizimle olduğu tüm bu süreçte birçok şeyi erteledik, gezmeyi tozmayı minimumda tuttuk ve tüm vaktimizi olabildiğince onunla geçirdik. Çünkü o, müthiş tatlı ve sevgi dolu bir kuştu; tıpkı diğer tüm kuşlar gibi…
Ondan ayrı kalmak bize çok zor gelirdi. Tatillerde emanet ettiğim dostum bile günde en az üç kez görüntülü arar, bizi bir araya getirirdi. Ona bizim baktığımız gibi bakardı. Emeği çoktur. Ancak bu sitedeki arkadaşlarımızın da emeği çoktur. Her sıkıştığımda, bunaldığımda, çıkmaza girdiğimde sorularıma yanıt verdiler, moral verdiler. Kendimi çaresiz hissettiğim anlarda yanımda oldular.
Kuşum, bir buçuk senedir karaciğer yağlanması ve büyümesi nedeniyle veteriner kontrolünde tedavi görüyordu. İki ileri bir geri derken ilaçlarını, takviyelerini ve her ay çekilen röntgenini hiç aksatmadık. Elimden geldiğince onun en iyi şekilde bakılmasını sağlamaya çalıştım. Eksiklerim mutlaka olmuştur ama kendimi ihmal ettim, onu asla.
Yine de hayat bize çok acı bir yüzünü gösterdi. Kuşumun bir günde melek olmasına engel olamadık.
Kuşumda bir miktar kuyruk sekmesi hep vardı. Çünkü karaciğeri akciğerine baskı yapıyordu. Bu nedenle son röntgeninde ilaçlarında ve dozlarında değişikliğe gitmiştik. Kontrol zamanı da gelmişti ancak onu veterinere götürmek için hafta sonunu bekliyorduk. Maalesef hafta içi veterinere gidemiyoruz. Ancak acil bir durum olduğunu fark etseydim tabii ki asla vakit kaybetmeden ne gerekiyorsa yapardım.
Derken, bir gece önce neşeyle oynayıp konuştuğumuz kuşumuz, sabah uyandığımızda çok bitkin ve sessiz görünüyordu. Yemini yememişti. İshal olmuştu ve aç kaldığı için dışkısı beyazdı. Hemen veterinerimizi aradım ama ulaşamadım. Bir saate yakın çabaladım ama ne yazık ki ulaşamadım.
Ardından internette egzotik hayvanlarla ilgilenen başka veterinerleri araştırdım. Bir yer bulup hemen aradım. Telefonda çok yardımcı oldular ve sorunun akciğer enfeksiyonuna benzediğini söylediler. Hava çok kötüydü ve bulduğum veteriner de konum olarak bana uzaktı. Bunun üzerine hekim eve gelmeyi önerdi. Hemen kabul ettim. Sağ olsun, geldi.
Akciğerlerini dinledi ve çocuğun durumunun kritik olduğunu söyledi. Akciğerlerinden çok kötü sesler geldiğini belirtti. Ben kahroldum. Evladımı öpüp koklayıp onu hekime emanet ettim. Eşim de onunla birlikte kliniğe gitti. Oğlumu yoğun bakıma aldılar ancak öğrendiğimize göre yoğun bakım bölümünü göstermiyorlarmış.
Eşim eve döndü. İki saatte bir veteriner bize durumuyla ilgili bilgi verdi. Ben ise kendimi yiyip bitiriyordum. Bu sorunu nasıl anlamamıştım? Nasıl fark edememiştim?
Gece saat on iki gibi telefon geldi. Oğlumu kaybetmiştik…
Yıkıldık. Bunun olabileceğini tahmin etmekle birlikte, bu acı sonun yaşanmasında benim de payım olduğunu düşünmekten aklımı yitirmek üzereyim. Neden anlayamadım diye... “Kuşlar son aşamaya kadar belirti göstermez.” diyorlar. Bunun bir teselli olarak mı söylendiğini bilemiyorum.
Veteriner, haberi bana verdikten sonra oğlumuzu eve kadar getirdi. Gece saat bir gibi oğlumuzu zeytin ağacının altına emanet ettik. Bizim için on sene birden yaşlandığımız bir andı. O mezarı kazmak, oğlumuzdan ayrılmak… Bir türlü toprağa koyamadık, doyamadık ona. Ama yapacak bir şey kalmamıştı; onu doğaya emanet etmekten başka. Çünkü o da bize emanetti.
Sahibi değiliz hiçbir şeyin, bunu çok iyi biliyorum. Ama kalbime söz geçiremiyorum işte…
Bu satırları yazıyorum çünkü hepinizin kuşları sevdiğini biliyorum. Sevmeseydiniz burada ne işiniz olurdu, öyle değil mi?
İhmalim var mıydı, bilmiyorum. Ama en ufak bir belirtinin bile görmezden gelinmemesi için bu yazıyı yazıyorum. O canların bize ihtiyacı var. Biz onlara bakmak, davranışlarını gözlemlemek ve bir tuhaflık fark ettiğimizde onları vakit kaybetmeden veterinere götürmek zorundayız. Çünkü onlar kendi kendilerine yardım edemezler. Temiz yem, temiz su, temiz bir kafes, günlük egzersiz ve ihtiyaç duydukları vitaminler, mineraller… Bunları sağlamak bizim sorumluluğumuz. Çünkü onlar bunları kendileri bulamazlar.
Elbette tüm özenimize, çabamıza ve sevgimize rağmen hastalıklar ve kayıplar yaşanabiliyor. Doğanın kanunu bu. Bunu biliyoruz fakat yine de bu gerçekle yüzleştiğimizde kabullenmek hiç kolay olmuyor. Hele ki benim oğlumun aylık kontrollerine rağmen bunca titizlenmeme rağmen akciğer enfeksiyonu geçirdiğini anlayamamam, ya da onun belli etmemesi son aşamaya gelince belli etmesi bu beni kahrediyor.
Ben çok acı çekiyorum. Onsuz evimizin tadı kalmadı. Cuma sabahından beri kendimizi sokaklara atıp kilometrelerce yürüyoruz. Sokaklarda gördüğümüz kuşlara buğday atıyoruz. Nefesimiz kesilene kadar yürüyoruz. Belki biraz olsun nefes alabilmek, belki içimizdeki bu acıyla baş edebilmek için…
Bugün, bu süreçte ilk kez işe geldim. Yollar bitmek bilmedi. Her şey aynı ama hiçbir şey eskisi gibi değil.
Bu acı diner mi, onu da bilmiyorum. Sizlerin de kayıpları olmuştur muhakkak. Acınızı deşmek değil niyetim ama kendi duygularımı da paylaşmak istedim. Belki beni anlayanlar olur, belki bu satırlar bir başka canın hayatına dokunur, belki bir arkadaşımız en ufak bir belirtiyi bile daha dikkatli gözlemler.
Lorca'ya bu sitede de veda etmek istedim. Çünkü bu siteden çok faydalandık. Her anlamda yanımızda oldunuz. Sorularımı yanıtladınız, bilginizi paylaştınız, bana moral verdiniz. Eksik olmayınız. Hepinize ve tabii ki @Şehmus BAKIR Bey'e sonsuz teşekkür ederim. Her durumda hep yanımda oldu, bilgilendirdi.
Ben elimden geldiğince burada olacağım.
Hepinize sevgilerimi gönderiyorum.
Ekli dosyalar
-
116.6 KB Görüntüleme: 9
-
117.6 KB Görüntüleme: 9
-
555.6 KB Görüntüleme: 9
-
173.6 KB Görüntüleme: 9
-
129 KB Görüntüleme: 9
-
681 KB Görüntüleme: 9